PROF DR METIN OZATA
DIYABET SEKER HASTALIGI METABOLIZMA ENDOKRIN UZMANI
Ana Sayfa      DIYABET      DIYABET DIYETI

DİYABET DİYETİ

PROF DR METİN ÖZATA
- Öncelikle diyabet oldum, artık her istediğimi yiyemeyeceğim diye üzülmeye gerek yoktur. Kişiye özel olarak evde ayrı yemek pişirilmesine de gerek yoktur. Önemli olan sağlıklı beslenmeyi öğrenmektir. Evdeki diğer aile bireylerinin de bu şekilde beslenmeleri aslında onların sağlıkları için daha faydalıdır.
Şeker hastasıları çantasında işyerinde yiyecek meyva bulundurmayı adet haline getirmelidir. Şeker hastası bir kişinin az ve sık yemek yemesi gerektiğini unutmayınız. Şeker hastasının çeşitli ve sağlıklı gıdalar yemesi  gerekir.

 Diyabet  hastası nasıl ve ne kadar yemek yemelidir?
- Her diyabet  hastasının uygulayacağı diyet diğer kişilerden farklıdır. Bunun nedeni her kişinin boy ve ağırlığının farklı olması ve ihtiyaç duyduğu kalorinin değişmesidir. Çocuklar ve gençlerin büyüme ve gelişmelerinin normal seyretmesi için gerekli kaloriyi almaları gerekir. Kan şekerlerini düşüreceğiz diye aç kalınmaz. Bunun yerine sağlıklı ve dengeli beslenip ona göre ilaç veya insülin dozu ayarlanır. Diyet listesinde belirtilen miktarlardan fazla yemek kan şekerinin yükselmesine, az yemek ise kan şekerinin düşmesine neden olur.
Diğer önemli bir konu öğünleri ve ara öğünleri atlamamaktır. Öğünleri atlamak kan şekerinde oynamalara neden olur.

Fazla kalori almak genetik olarak hastalığa elverişli kişilerde şeker hastalığını ortaya çıkardığına göre, kalori ayarını iyi yapmak tedavinin esas noktasını oluşturur. Beslenmeye uymak bir şeker hastasının ömrü boyunca uyması gereken bir durumdur. Diyet yapmadan ilaç kullanmanın veya egzersiz yapmanın anlamı yoktur.
Beslenmede değişiklik yapmak başlangıçta bazı hastaları sıkıntıya soksa da zaman içinde alışılır. Bu nedenle eğitim almak, diyetisyen veya doktora danışmak ve bilinmeyen konuları iyice öğrenmek gerekir. Şeker hastası bir porsiyonun ne olduğunu, ana öğün ve ara öğünlerin anlam ve önemini bilmelidir.
Evde yapılan kan şeker ölçümleri diyet ve diğer tedavilerin etkinliği konusunda hastaya bilgi verdiğinden, evde kan şekeri ölçümleri yapmayı her şeker hastası veya yakını öğrenmelidir.

Vücut ağırlığı beslenmeyi ayarlamada önemlidir. Vücut ağırlığı insülin direncini ve insülin salgılanmasını etkilediği için normal bir kiloya gelmek önem taşır. Kilo vermek için alınan kalori miktarı azaltılır. Vücut ağırlığı tip 2 diyabetli %80 hastada fazladır ve bunlarda normal kiloya gelmek için alınan kalori azaltılır.
Şeker hastalarının diyetlerini bozmalarına neden olan ev dışındaki yemekler, seyahat ve tatillerdeki beslenme konusunda dikkatli olmaları gerekir. Zaman zaman oluşan aşırı yeme isteğini kontrol etmeye çalışmak, bu durumlarda salatalık, domates, 3-4 tane ceviz, badem veya yoğurt yemek gerekir. Bu konuda aile bireylerinin de destek olması gerekir.

* Tip 1 ve Tip 2 Diyabetlinin beslenmesinde farklılık var mıdır?
- Tip 1 diyabetli hastalar insülin kullandıkları için günde 3 defa ana öğün 3 defa da ara öğün olarak yemek yemeleri gerekir. İnsülinin enjeksiyon zamanına göre ana ve ara öğünleri ayarlamak gerekir. Tip 2 diyabetli hastalarda ise çoğu kilolu olduğundan zayıflayacak şekilde kalori azaltımı yapılır. Tip 2 diyabette de ara ve ana öğünler şeklinde beslenmek esastır.

* Şeker hastalarına beslenme biçimleri
- Yağ miktarını azaltın: Yağın kalorisi çoktur. Yağlı yemekler ve katı yağ yemeyin. Kilonuz fazla ise buna mutlaka uyunuz. Yağ olarak zeytinyağı yiyiniz. Kırmızı etin yağsız olanını tercih ediniz ve haftada bir kez yiyiniz. Süt, yoğurt ve peynirin yağsız olanını tercih ediniz.
Sebze ve meyve fazla yiyin. Yemeklerde daha çok sebze yemeklerine ağırlık veriniz.
Tuzu azaltın. Günde bir çay kaşığı kadar tuz yiyiniz.
Nişastalı gıdaları, börek, çörek, pasta, reçel, pekmez, bal ve diğer tatlıları yemeyiniz.
Ekmek olarak çavdar ekmeği veya tam buğday ekmeği (köylü ekmeği) yiyiniz. Beyaz ekmek yemeyiniz.

Tatlandırıcılara dikkat edin: Şeker hastalarının tatlandırıcı ihtiyacını sağlamak üzere kullanılan kimyasal maddelere tatlandırıcı denir. Bunların kalorisi yoktur, şeker tadı verirler. Gebe iken tatlandırıcı kullanılmamalıdır. Mecbur değilseniz tatlandırıcı kullanmayınız. Ne de olsa bunlar kimyasal maddelerdir. Ancak kullanmak istiyorsanız daha çok tercih edilmesi gerekenler aspartam içeren tatlandırıcılar ve yeni çıkan stevya veya splenda tipi tatlandırıcılar olmalıdır.
Sorbitol, mannitol ve fruktoz sofra şekeri kadar olmasa da kaloriye sahiptir. Piyasada satılan diyabetik isimli gıdalara katılırlar. Fazla yenirse kilo aldırır ve ishal yapabilir.
Aspartam: Sofra şekerinin 200 katı kadar tat verir. Isıtıldığında tat verme özelliğini kaybeder.
Sakkarin: Şekerden 200 -300 kat daha tatlıdır
Siklamat: Şekerden 30 kat daha tatlıdır. Isıya dayanıklıdır.
Tatlandırıcılardan genellikle aspartam tercih edilmeli ve günde 8 tabletten fazla kullanmamaya dikkat etmelidir.

Diyabetik gıdaların da kalorisi vardır: Üzerinde veya etiketinde ‘’Diyet’’, ‘’Light’’ veya ‘’ Diyabetik’’ yazan gıdaların esas özelliği düşük kalorili olmalarıdır. İçlerindeki yağ miktarı azalmış olabildiği gibi normal şeker de olabilir. Diyabetik olanlar ise tatlandırıcı ile yapılır. Bunların da kalorisi vardır. Bu nedenle yiyeceklere ilave etmek yerine yiyeceğiniz bir gıda yerine yenmesi gerekir. Diyabetik reçelin 100 gramında 208 kalori, diyabetik çikolatanın 100 gramında 569 kalori ve diyabetik bisküvinin 100 gramında 538 kalori vardır.

Alkol Kullanımında da şeker yükselebilir: Alkol yüksek kalorili bir gıda olarak kabul etmek gerekir, çünkü 1 gramında 7 kalori vardır. Alkol aç karna içilmemelidir. Aç karna içilen alkol kan şekerinde düşme yapar.
Alkol alması sakıncalı olan şeker hastaları ise şunlardır: Kan şekeri yüksek olanlar, sinir iltihabı olanlar (nöropatisi olanlar), kan şekeri düşük olanlar, empotansı olanlar ve kandaki trigliserit düzeyi yüksek olanlar
Cevizi ihmal etmeyin: Cevizde yüksek oranda alfalinolenik asit vardır ve antioksidan olarak gama-tokoferol bulunur. Ceviz yiyenlerde HDL-Kolesterol düzeyinde artma, LDL-kolesterolde %10 oranında azalma olduğu saptanmıştır.
Balık faydalıdır: Balık yemek damar sertliğini önler. Bol balık yiyenlerde damar sertliğine yol açan LDL-Kolesterolün damar sertliği yapıcı etkisi azalır, ayrıca Tip 2 diyabet gelişim riski azalır.

Su İçmeyi Alışkanlık Haline Getirin: Şeker hastalarının günde en az 8 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirmeleri gerekir. Az su içildiğinde idrarın rengi koyulaşır. İdrar rengine bakarak az su içip içmediğinizi anlayabilirsiniz. Normalde idrar beyaz veya açık sarı renkte olur.

Yaşlandıkça susuzluk veya susama mekanizması daha az çalışır. Bu nedenle yaşlılar suyu düzenli içmelidir ve idrarlarının açık renkte olduğuna dikkat etmelidir.
Selenyum Alımını Artırın: Selenyum, E vitaminiyle birlikte çalışan kuvvetli bir antioksidandır ve hücreleri zarara uğratan serbest radikallerin etkisini yok eder. Selenyumun bağışıklık sistemi, tiroid bezi ve erkek üreme sisteminde etkileri vardır. Selenyum LDL-kolesterolü azaltarak kalp hastalığı yönünden de faydalı olur. Hayvansal gıdalar ve tahıllar selenyum kaynağıdır. Mantarda bol miktarda selenyum vardır. Vejeteryanlar için bu nedenle mantar önemli bir selenyum kaynağıdır. Kan selenyum düzeyine bakılarak selenyum desteği alıp almayacağınıza karar verilir.

Maden Suyu veya Soda Fazla İçmeyiniz: İçilen sodaların içindeki karbonat kandaki oksijende azalma yapar ve bu etki 2-3 saat sürer. Fosfor miktarı fazla olursa kalsiyum kemiklerden çekilir ve kemik erimesi yapar.
Kahve ve Çayı az için: Kahve içmek idrarla su kaybını arttırdığı gibi idrarla kalsiyum atılımını artırır. Bu nedenle günde bir fincandan fazla kahve içmeyiniz. Mümkünse kahve içmeyiniz.  Çay olarak siyah çay yerine  adaçayı veya ıhlamur içmek daha faydalıdır.

Posalı yiyecekler tüketin: Posa, tam buğday taneleri ve bunlardan saflaştırılmaksızın yapılmış tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyvelerde bol bulunan bir maddedir. Posalı besinlerle beslenmek kalın bağırsak ve rektum kanserini önler.
Diyetle alınan posa miktarı artırıldıkça koroner kalp hastalığı ve buna bağlı ölüm oranında azalma olduğu saptanmıştır. Posa alımında her 10 gramlık artış, koroner kalp hastalığında %14 oranında bir azalma ve kalp krizinden ölümde %27’lik bir azalma meydana getirmiştir. Posalı beslenme, kandaki bir iltihap göstergesi olan CRP düzeylerini azaltarak faydalı olmaktadır. Kanda CRP proteini artınca kalp hastalığına yakalanma riski artmaktadır.

Yüksek posalı diyetler şeker hastalarında tedavide kullanılan insülin ihtiyacını azaltmakta ve insülin hormonunun daha iyi çalışmasını sağlamaktadır. Posa, uzun süre doygunluk hissi yaratıp besin alımını azalttığı için kandaki kolesterol yağlarında azalma yapar.

Tüm bu nedenlerle 50 yaşın altındaki erkekler, günde 38 gram, kadınlar ise 25 gram lif veya diğer adıyla posa almalıdırlar. Daha fazla posa almanın faydası yoktur. Yaşlıların aşırı buğday kepeği almaları aldıkları gıdaların emilmelerini bozabilir. Armut, elma (kabuklu), incir, portakal, havuç, lahana, pırasa, karnabahar, ıspanak, mercimek (kuru baklagil) kurutulmuş meyve ve kepekli ekmek, posadan zengin besinlerdir. Kabuğuyla birlikte yenen bir elmada 3,7 gram, bir bardak kadar brokolide 4.5 gram ve kuru fasulyede 13.1 gram lif vardır. Posayı yeteri kadar alamadığımızda piyasada kapsül olarak satılan psyllium veya chitosan isimli posalardan alabiliriz. Bunları kullanırken başlangıçta ufak miktarda alıp sonra yavaş olarak artırmak ve arkasından bol su içmek gerekir.

Bunun için beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği, meyve suları yerine kabuklarıyla birlikte doğal meyveleri yemeli, sebzeleri mümkün olduğunca kabuklarıyla pişirmeli ve öğünlere sebze eklemeli, salatalara keten tohumu serpiştirilmeli, çorbalara arpa ve buğday konmalıdır.

Çocukların da sağlık açısından bir miktar posa almaları gereklidir. Ek besinlere geçilmesiyle birlikte, bebeğin günlük diyetine posa kaynakları girmeye başlar. Bu yaşta tercih edilmesi gereken öncelikli posa kaynakları, meyveler, sebzeler ve kuru baklagillerdir. Sebze, meyve, kuru baklagil gibi posadan zengin besinlere çocuğa zamanında alıştırmak ve yeterli miktarda tüketmesini sağlamak önemlidir.